Dünya’yı Beslemek
0 0

Çevreye Zarar Vermeden Üretim Yapmak Mümkün Mü?

 

Toprak, su kaynaklarını ve havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını koruyarak, tarım ve balık yetiştiriciliği yapmak mümkün.

Küresel kriz ile birlikte üretim yollarında değişikliklere gidilmesi artık kaçınılmaz bir karar oldu. Kontrolsüz bir şekilde karbon salınımının artması, buna bağlı olarak hava, toprak ve su kirliliği ile canlı çeşitliliğinin azalması, günümüzün ve bu yüzyılın kaçınılmaz bir gerçeği oldu.

Hatta durumun ciddiyeti öyle gözler önündeydi ki, 2015 yılında, Paris’te düzenlenen, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı’nda Paris Anlaşması kabul edilmiş ve 2016 yılında ise yürürlüğe girmişti. Anlaşmanın en önemli özelliği tüm ülkelerin katkılarına dayanacak bir sistemi öngörmüş olmasıydı. Paris Anlaşması’nın uzun dönemli hedefiyse, endüstriyel sıcaklık öncesi döneme kıyasen, küresel sıcaklık artışının 2 ° C’nin olabildiğince altında tutulmasıydı. Bunun için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, tarım, balıkçılık, sanayi gibi üretim kollarında organikleşmeye ve atıkların geri dönüştürülmesine gidilmesi, yer altı su kaynaklarının kirletilmemesi için önlemler alınması gibi daha bir çok çözüm sunuldu.

Tüm bunlar göz önüne alınacak olursa, organik tarım, bu çözüm ortaklarından sadece biri. Organik tarım; ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içeren, esas itibarıyla sentetik kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullanımının yasaklanmasının yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitki direncini artırma, parazit, parazitoit ve predatörlerden yararlanmayı tavsiye eden, bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını talep eden üretimde miktar artışından çok ürünün kalitesinin yükseltilmesini amaçlayan bir üretim şekli.

Peki Neden Organik Tarımı Tercih Etmeliyiz?

Mevsiminde sebze ve meyvelerin tüketilmesi bilincinin artması ve lezzetli ürün eldesi

  • Pek çok bilimsel araştırma ile tarımsal üretimde kullanılan kimyasal ilaçların sağlığa olumsuz etkilerini ortaya konmuş olmasıyla, özellikle çocuklar, çiftçiler ve tarımda çalışan işçilerin bundan zarar gördüğünün kanıtlanmasıyla bunun önüne geçilebilecek olması
  • Bu yöntemle, toprak yapısı, sağlığı ve verimliliğinin korunması hedeflendiğinden, bir avuç toprağın içinde barındırdığı milyonlarca mikroorganizma ile bitkilerin, su ve besin ihtiyaçlarının bu şekilde karşılanabildiği
  • Kimyasallar yerine doğal maddelerle toprak verimliliğinin arttırıldığını
  • Sentetik kimyasal ilaçların kullanımıyla, bu kimyasalların yer altı su kaynaklarına karışması sonucundaki kirliliğin ekolojik tarımla önlenebileceği gibi daha bir çok cevap ile karşılaşmaktayız.

Yani organik tarımın temel özelliklerini sıralayacak olursak, insana ve doğaya uygun olması, biyolojik çeşitliliğin yoğun olarak kullanılması, bitki gübrelemesi yerine toprağın gübrelenmesi, hastalık, zararlı ve yabancı ot kontrolünün kültürel, mekanik, fiziksel ve biyolojik önlemlerin öncülüğünde çözülmesi, dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçilmesi, üründe miktar artışından çok kalitenin yükseltilmesini amaçlamasıdır.

Balık Yetiştiriciliği ve Kontrolsüz Avlanma

Peki tarımda bu denli önlemler alınırken, balık yetiştiriciliği ve kontrolsüz avlanma ile deniz canlıların çeşitliliğinin azalması da ekolojik dengeyi bozuyor mu? Bu sorunun cevabı kesinlikle evet. Bu yüzyılın sonunda, dünyanın 1,5℃ ısınması sonucunda, deniz canlı çeşitliliğinin ciddi oranda azalması ve mercan resiflerinin tamamen ortadan kaybolması söz konusu. İnsanlığın bundan pek etkilenmeyeceğini düşünüyor olabilirsiniz. Ama deniz canlılarının birçoğu ve mercan resifleri, karbon döngüsünde çok önemli bir yere sahip. Aynı zamanda bu resifler pek çok canlıya da ev sahipliği yaparak, yaşam döngüsündeki zincirde kendilerine önemli bir yer edinmiş durumdalar. Bunları göz önüne aldığımızda ise balık yetiştiriciliği ve avlanma konusu da, ekolojik gündemimizde ciddi bir yer tutmakta.

Balıkları yumurtlama zamanı avlamaz, yumurtlama alanlarını korur, büyümeden ve toplu ölümlerine neden olmayan tekniklerle avlanırsak, dalyan, göl, tarla balıkçılığı gibi kültür balıkçılığı yaparak, onları kitlesel üretimle çoğaltırsak, çevresel açıdan sürdürülebilir çevre dostu balık çiftlikleri sisteminin oluşturulmasını sağlarsak, denizel ürünlere olan talebi karşılamanın yanında, çevreye de azami miktarda zarar vermiş oluruz.

ASLIHAN NUR ÖZTÜRK

 

KAYNAK:

https://iklim.csb.gov.tr/

Bir Yorum Bırakın

E-Posta Adresiniz Paylaşılmayacaktır.